|
sıla elifwrote:
BAĞLANMAYACAKSIN Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne. “O olmazsa yaşayamam.” demeyeceksin. Demeyeceksin işte.Yaşarsın çünkü. Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki. Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın. Ve zaten genellikle o daha az sever seni, Senin o’nu sevdiğinden… Çok sevmezsen, çok acımazsın. Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem. Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini… Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin. Senin değillermiş gibi davranacaksın. Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın. Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın. Çok eşyan olmayacak mesela evinde. Paldır küldür yürüyebileceksin. İlle de bir şeyleri sahipleneceksen, Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin. Gökyüzünü sahipleneceksin, Güneşi, ayı, yıldızları… Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak. “O benim.” diyeceksin. Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir Şeylerin… Mesela gökkuşağı senin olacak. İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın. Mesela turuncuya ya da pembeye Ya da cennete ait olacaksın. Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın. Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat. İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak… CAN YÜCEL HAYIRLI GECELER ARKADAŞIM ALLAH'A EMANET OL..
1 hour ago
|
|
|
ღ°•.♥.•°ღнüzüηwrote:
(`'•.¸(`'•.¸(`'•.¸ ¸.•'´)¸.•'´)¸.•'´)
♥iyi geceler arkadaşım ♥ (¸.•'´(¸.•'´(¸.•'´ `'•.¸)`'•.¸)`'•.¸) Sevgi barış huzur dostluk bir arada Dostluk kardeşlik örnek bizim orada da Aynı kişi değil mi söyle bizi yaratan Gelin dostlar gelin barış meydanına (`'•.¸(`'•.¸(`'•.¸ ¸.•'´)¸.•'´)¸.•'´) Kul fazlıyı ecel değil savaş öldürür Barış dostluk inanın yüzüm güldürür Mirasım kalemim dostluk ve kardeşlik Döktüm içimi kâğıda görülsün... (¸.•'´(¸.•'´(¸.•'´ `'•.¸)`'•.¸)`'•.¸)
2 hours ago
|
|
|
celal akcanwrote:
Bu şiirin hikayesi:
Can dostuma karınca kaderince gönlümden dökülen gülleri sunuyorum. Kahve Hikâyeleri... ***Her kahve aynı tadı taşımaz... Nerede içiyorsan, kiminle içiyorsan ona gore degişir... ***Sahilde oturduğun rüzgarlı bir sonbahar günü, en sevdiğin dostun ağlarken içtigin kahvenin tadı kederlidir... Kahve telvesine yüreginin acısı karışır. ***Bir pazar öğle sonrası annenin "hadi bir kahve yap da içelim" dediği kahve huzurludur... Köpükler annenin göz bebeklerine yansır... Dudağının kıyısında kalan küçük bir gülümsemedir... ***Bir gece vakti zil zurna sarhoş birinin içtiği kahve düşülen kuyudan çıkma cabasıdır... Koyu kıvamlı kahverengi bir ipe tutunur çıkarsın ... çıktığın an uyuyakalırsın... ferahlıktır!!! ****Dostlarla içilen kahve neşedir... Kahkahalar köpüklerin üzerinde yüzer... ***Tek başına gece vakti balkonda içtiğin kahve yalnızlıktır...Acıdır tadı... Ama garip de bir keyfi, lezzeti vardır... ***Baban için yaptığın kahve sevgi doludur... çay bardağında, az şekerli...Kahve gibi görünmez sana... Ama sıcaktır dumanı tüter ve kokusu büyülüdür... ***Beklemediğin bir anda sana uzatılan kahve baskadır... Isıtır insanın...içini... ***Yorgun olduğunda içtigin kahve hafifletir seni... Kendine getirir, unutturur günün ağırlığını... ***Kahve aynı kahvedir belki... köpüğüyle, rengiyle, dumanıyla aynı kahvedir ama icilen kahveler ruhunun süzgecinden geçer ve tadlari degişir...Her kahve aynı değildir bu yüzden... Ben de sizleri sevgiyle pişirilen bir kahve içmeye davet ediyorum. akşam, öğle öncesi, sonrası ya da gece kahvesi. ne zaman isterseniz. Dostlukla yudumlayacağımız bir kahve molası vermeye ne dersiniz??? Sizin kahveniz nasıl olsun ??? ***Her kahve aynı tadı taşımaz... Nerede içiyorsan, kiminle içiyorsan ona gore degişir... ***Sahilde oturduğun rüzgarlı bir sonbahar günü, en sevdiğin dostun ağlarken içtigin kahvenin tadı kederlidir... Kahve telvesine yüreginin acısı karışır. ***Bir pazar öğle sonrası annenin "hadi bir kahve yap da içelim" dediği kahve huzurludur... Köpükler annenin göz bebeklerine yansır... Dudağının kıyısında kalan küçük bir gülümsemedir... ***Bir gece vakti zil zurna sarhoş birinin içtiği kahve düşülen kuyudan çıkma cabasıdır... Koyu kıvamlı kahverengi bir ipe tutunur çıkarsın ... çıktığın an uyuyakalırsın... ferahlıktır!!! ****Dostlarla içilen kahve neşedir... Kahkahalar köpüklerin üzerinde yüzer... ***Tek başına gece vakti balkonda içtiğin kahve yalnızlıktır...Acıdır tadı... Ama garip de bir keyfi, lezzeti vardır... ***Baban için yaptığın kahve sevgi doludur... çay bardağında, az şekerli...Kahve gibi görünmez sana... Ama sıcaktır dumanı tüter ve kokusu büyülüdür... ***Beklemediğin bir anda sana uzatılan kahve baskadır... Isıtır insanın...içini... ***Yorgun olduğunda içtigin kahve hafifletir seni... Kendine getirir, unutturur günün ağırlığını... ***Kahve aynı kahvedir belki... köpüğüyle, rengiyle, dumanıyla aynı kahvedir ama icilen kahveler ruhunun süzgecinden geçer ve tadlari degişir...Her kahve aynı değildir bu yüzden... Ben de sizleri sevgiyle pişirilen bir kahve içmeye davet ediyorum. akşam, öğle öncesi, sonrası ya da gece kahvesi. ne zaman isterseniz. Dostlukla yudumlayacağımız bir kahve molası vermeye ne dersiniz??? Sizin kahveniz nasıl olsun ??? slm ve dua ile kalınn))))))))
3 hours ago
|
|
|
berivanwrote:
Başöğretmenim binlerce salat ve selam üzerine olsun!
"£f£ndim eğer Sana yakın olsaydım Elimde bir demet kırmızı gülle yanına gelip Sana verirdim Sen kokan gülleri Sana verip belki o mübarek ellerinden öperdim. Belki diyorum £f£ndim, Çünkü belli değil Bana O mübarek ellerini verir miydin? Benim gibi, Bedeni kirli, Kalbi paslı olan günahkar birine O mübarek elleri verir miydin? Gül kokusunu ve güzelliğini Senden almış derler £f£ndim. Biz Seni görmedik, O gül kokunu alamadık, hissedemedik. Ve bu niyetle gülleri sever olduk. £f£ndim, güllere bu denli bağlanmamız, Seni bize hatırlattığındandır. Evet öğretmenim tembel olabilirim, Seni dinlemiyor olabilirim, Ama bil ki SENİ ÇOK SEVİYORUM BAŞÖĞRETMENİM. Ve Senin gösterdiğin yoldan elimiden geldiğince o başarılı öğrencilerin olan 'sahabeler' gibi başarılı, çalışkan öğrenci olmaya çalışıyorum. Buna Yerin ve Göğün Hakimi olan RABBİM şahittir." KABUL BUYURUR MUSUN £F£NDİM?! HADİ KARNEMİZİ "PEKİYİ" LERLE DOLDURMAYA BAŞLAYALIM!. Hepimizin bildiği gibi bugün "Öğretmenler Günü". Bugün her okulda heyecan, sevinç ve mutluluk var. Hem öğretmenlerde, hem öğrencilerde. Öğrenciler öğretmenlerine en güzel hediyeyi verebilmek için günler öncesinden hazırlanmaya başlamışlar bile. Peki bizim Liderimiz, Önderimiz, Başöğretmenimiz olan Peygamber Efendimiz en güzel hediyeye layık değil midir Tabi ki, elbette layıktır. En güzel Başöğretmenimiz, en güzel örneğimiz, en güzel yol göstericimiz, kurtarıcımız, efendimiz, gözümüzün nuru olan Peygamberimize biz ne aldık Ne hazırladık O'nun gönlünü kazanabilmek için ne yaptık? O'nu sevindirmek için ne yaptık? Öğretmenimizi bu kadar üzdüğümüz yetmez mi? Artık O'nu sevindirme zamanı gelmedi mi? En güzel ve en başarılı öğrenciler olan "sahabeler" , Onlar ümmetin birer yıldızları oldular. Onlar dünyaya ışık saçtılar. Onlar gerçek iman sahipleri oldular. Onlar daha dünyadayken cennetle müjdelendiler. Evet Onlar "MUHAMMED ÜNİVERSİTESİ'nde okudular. Onlar MUHAMMED MUSTAFA'nın öğrencileriydiler. Elbette böyle bir öğretmenin yetiştirdiği öğrenciler böyle temiz ve pak olurlar. Evet "MUHAMMED ÜNİVERSİTESİ" . Hepimizin kayıtlı olduğu üniversite. Ve rektörü de; PEYGAMBERİMİZ MUHAMMED MUSTAFA. Acaba öğretmenimizi ne kadar dinliyoruz? Söylediklerini, istediklerini ne kadar yapabiliyoruz? Daha doğrusu yapıyor muyuz? Bizler de diğer öğrencileri olan "sahabeler" kadar başarılı olmasakta, onları örnek alıp yolumuza devam edemez miyiz? Onların başarılı olmasının nedeni: Öğremenlerini gözlerini kırpmadan dinlediler. Söylediklerini bire bir hayatlarına geçirdiler. Su içer gibi öğütlerini içtiler kana kana. Evet içtiler ve böyle bir hale geldiler. Melek gibi insan modelini aldılar. Ama bizler; Sınıfın en tembel öğrencileri olduk. Onlar karnelerini 'Pekiyi' ile doldururken Bizler karnemize 'Kötü'leri doldurduk. Öğretmeni dinlememenin sonu bu işte. Bizler içmedik o ab-ı hayat gibi suyu, onların içtiği gibi. Ama her şeyi değiştirebiliriz Baştan sona kadar karnemizi 'Pekiyi'lerle doldurabiliriz. Az da olsa zamanımız var elhamdülillah. Bize bu fırsatı veren Rabbimize binlerce kez şükürler olsun.
5 hours ago
|
|
|
paula navarrowrote:
http://chat-con-cam.webgarden.es/
chat sin java y sin registro TELEVISION PORNO GRATIS 24 HORAS GRATIS BUSCA TU CANAL XXX
7 hours ago
|
|
|
SUSKUNwrote:
İnsanın kendini beğenip büyük görmesi, aklının noksanlığına ve ruhunun hamlığına delâlet eder. Akıllı ve ruhen olgunluğa ermiş bir insan, mazhar olduğu her şeyi Yüce Yaratıcı'dan bilir ve şükran hissiyle her zaman O'nun karşısında iki büklüm olur
9 hours ago
|
|
|
SUSKUNwrote:
Sanayi inkılâbı, İslâm dünyasında ilk şok yapan hâdisedir. Tıpkı kedinin fareyi şok edip, sonra da oynadığı gibi, batı da o gün-bugün İslâm dünyasını şok etmiş ve onunla oynamaktadır.
9 hours ago
|
|
|
Ceren Yaldız .wrote:
ELLERİNİZ AÇIK ,
KALBİNİZ SEVGİ DOLU OLSUN... GÖZLERİNİZDE İKİ DAMLA YAŞ OLSUN SAĞNAK SAĞNAK YAĞAN... RAHMET DERGAHINDAN BİR DAMLA DA SİZE NASİP OLSUN... KARDEŞLİĞİN EN GÜZELİ DUADIR... KARDEŞLER DUALARINIZ KARDEŞLERİNİZ İÇİN OLSUN... BAYRAMINIZ ŞİMDİDEN MÜBAREK OLSUN... ALLAH DOSTUM DUA İLE KAL
15 hours ago
|
|
|
Ceren Yaldız .wrote:
Resulullah (sav) buyurdular ki: "İyi arkadaşla kötü
arkadaşın misali, misk taşıyanla körük çeken insanlar gibidir. Misk sahibi ya sana kokusundan verir veya sen ondan satın alırsın. Körük çekene gelince ya elbiseni yakar yahut da sen onun pis kokusunu alırsın." kalbi güzel olmayanın dilide güzel olmaz..!! umudunu yitirenin geleceği olmaz.!!başına gelen belaya hamd edersen rabbim geri alırım buyuruyor..! S.A)))HAYIRLI SABAHLAR SİZİ BANA SEVDİRENE EMANET OLUN..
16 hours ago
|
|
|
ღ°•.♥.•°ღнüzüηwrote:
♥¸.•´¨`*•.¸♥•.¸♥¸.•*´¨`*•.¸♥
günaydın arkadaşım ♥¸.•´¨`*•.¸♥•.¸♥¸.•*´¨`*•.¸♥ 24 kasım günü, Öğretmenimim düşünürüm Bana öğrettiklerini, Verdiği emekleri... ♥¸.•´¨`*•.¸♥•.¸♥¸.•*´¨`*•.¸♥ Benim için çabaladı Dertlerimi paylaştı. Sabırla anlattı, Doğru bir insan yaptı. ♥¸.•´¨`*•.¸♥•.¸♥¸.•*´¨`*•.¸♥ Eksik olmadı gülümsemesi Şevkatliydi sözleri. Bir şey bilmiyorken daha, Sevgiyle yaklaştı bana. ♥¸.•´¨`*•.¸♥•.¸♥¸.•*´¨`*•.¸♥ İşte bu sebeplerden saygılı oldum ona. Öğretmenlik kutsaldır Ve hiç unutulmayacaktır. öğretmenlerimizin kıymetini kaybetmeden dünyada bilelim.. ♥¸.•´¨`*•.¸♥•.¸♥¸.•*´¨`*•.¸♥♥¸.•´¨`*•.¸♥•.¸♥¸.•*´¨`*•.¸♥
17 hours ago
|
|
|
ღ°•.♥.•°ღнüzüηwrote:
iyi akşamlar arkadaşım
Iki melek yeryüzünü dolasmaya çikmislar.. Tabii insan kiliginda.. Aksam olmus.. Kentin en zengin semtinde lüks bir villanin kapisini Tanri misafiri olarak çalmislar.. Ev sahipleri somurtarak buyur etmisler onlari.. Yemek falan teklif etmemisler.. Sicacik misafir odalari yerine, buz gibi ve nemli bodruma iki silte atip "Geceyi burada geçirebilirsiniz" demisler..Silteleri betona sererken, yasli melek duvarda bir çatlak görmüs. Elini uzatmis. Söyle bir sürmüs yariga.. Duvar eskisinden saglam olmus. Genç melek "Niye yaptin bunu?" diye sormus merakla.. "Her sey her zaman göründügü gibi degildir" demis yasli melek yavasça..Ertesi aksam melekler bir köy evinde çok fakir, ama çok iyiliksever bir aileye misafir olmuslar. Herseyleri bir tanecik inekleri imis. Onun sütünü satip geçiniyorlarmis. Ev sahipleri mütevazi sofralarina almis onlari.. Allah ne verdiyse beraber yemisler.Yatma zamani gelince kadin "Siz uzun yoldan geliyorsunuz, yorgun olmalisiniz" demis.. "Bizim yatakta siz yatin, bir rahat uyuyun. Biz su divanda idare ederiz." Günes dogarken uyanan melekler, zavalli adamla karisini iki gözleri iki çesme aglar bulmuslar.Hayattaki tek servetleri inekleri bahçede ölü yatiyormus. Genç melek öfkeden deliye dönmüs.."Bunu nasil yaparsin.. Bu kadar iyi insanlarin yegane servetinin ölmesine nasil izin verirsin.. Önceki gece gittigimiz villada her sey vardi, ama kötü ev sahipleri bize hiçbir sey vermediler. Sen onlarin ont> bodrumlarini tamir ettin. Bu fakir insanlar bizimle her seylerini paylastilar. Ineklerinin ölmesine göz yumdun?.." "Her sey her zaman göründügü gibi degildir evlat" demis, yasli melek gene.. "Nasil yani?" diye daha da öfkeyle yinelemis sorusunu genç melek.. "Her sey her zaman göründügü gibi degildir evlat" demis yasli melek bir daha.. Ve anlatmis.. "Ilk gittigimiz zengin evinin o duvar çatlaginin içinde yillar önceden saklanmis bir hazine vardi. Ev sahipleri, zenginlikleri ile çok magrur, ama hiç paylasmayi sevmeyen insanlar olduklari için bu defineyi bulmayi hakketmemislerdi. Çatlagi kapayip, onlari bu hazineden ebediyyen mahrum ettim. Dün gece fakir köylünün yataginda yatarken ölüm melegi, adamin karisini almaya geldi. Kadinin hayatini bagislamasina karsilik ona inegi verdim. Her sey her zaman göründügü gibi degildir. Isler bazen istendigi gibi gitmez göründügünde, aslinda olan budur. Eger inançli isen, her iste bir hayir oldugunu düsünürsün. O hayrin neoldugunu da, bir süre sonra anlarsin.." Rabbim ibret alanlardan eylesin........
1 day ago
|
|
|
cCc TürkoğLu cCc .wrote:
İŞTE BİZİM TÜRK ERKEĞİ ....!
Sakal traşı olduktan sonra kanayan yerlerine küçük kagıtlar yapştırırız .! Kagıt mendili kumaş mendil gibi günlerce buruşuk şekilde cebimizde taşırız ! Rüzgarlı havalarda küller uçmasın diye küllüge su koyarız ! Serçe parmagımızı kulagımıza sokup iyice sallayarak karıştırırz ! Ancak bir Türk gazete bulmacasını hep başkalarına sora sora çözebilme becerisini gösterip , kendimiz çözdük diye sevindirik olabiliriz ! evde tv izlerken kumandayı hep elimizde tutarız ..! Çay sogumasın diye çay tabagının içine sıcak su koyarak sogumasını önleriz ! Soba borusu aktıgında yogurt kaplarını telle soba borusuna baglarız .! Nezle olunca tuvalet kagıdını uzun bir şerit yaparak kullanırız ! Diş firçasıyla dişini fırçalamayıp da saçını boyamak için kullanan birini görürseniz , o saçını seven bakımlı bir Türk'tür işte ....! Konuşma yetenegi olan hayvanlara ilk olarak küfür etmesini ögretiriz ! Sahilde mayosunu kabinde giymek yerine arkadaşlarına havlu tutturarak giymeye çalışıp bir de arkadaşlarımıza "bakmayın lan" diye kızarız ! Denize girip güneşlendikten sonra aşırı derecede yanan sırtımıza yogurt sürerek iyilestirebiliriz ! Dolmuşta veya otobüste bozuk paraları avucumuzda toplayıp şıkır şıkır çevirip ses çıkartırız .! Herhangi bir yere hesap öderken arkaşımıza dönüp gizli gizli para sayarız ! Denizde "suyun altında nefessiz ne kadar kalabiliyorum."diye deneme yapıp bogulma tehlikesi geçiririz ! Kaldırımda yürümeyip de cadde oratsında yürür ve yanımızdan hızla geçen arabaya da " Çarpsaydın lan bari !" diye tepki gösteririz ! Bir turiste adres tarif ederken bagıra bagıra Türkçe konusuruz sanki o turist TÜRKÇE biliyoya .! Alışveriş merkezlerindeki güvenlik kameralarında saç tararız ! Birini çagırmak için kapı zilini çalmak yerine evin camına taş atarak amacına ulasmaya çalışırız ! Kürdanla dişimizi karıştırıp önce çıkarıp bakar , sonra tekrar agzımıza koyarız ! Yemegi yedikten sonra tatlı yiyeceksek , bulaşık çıkarmamak için çatalımızı veya kaşıgımızı iyice yaladıktan sonra tatlımızı yeriz ! Evde bulunan çiçek saksılarının dibini kültablası olarak kullanırız ! Dişlerimizi gazoz açacagı , fındık ve ceviz kıracagı olarak kullanırız ! Aracımızın sinyal lambaları dururken kolumuzu çıkararak "dönüyorum" hareketi yaparız ! Yemegin etini en sona bırakırız ! Trafik ışıkları kırmızıdan yeşile döndügünde önümüzdeki herkesi salak sanarak kornaya basarız sanki onlar yeşili görmuyoda ! Dişlerimizin arasından "viij viij" diye ses çıkarırız ! Arabamıza öküz, köpek, horoz sesli korna taktırırız ! Gazete kagıdini en iyi şekilde kullanır.(Cam silme bezi, külah, mendil, sofra bezi ) yapabiliriz ! Plastik yogurt kabını çiçek saksısı yaparız ! Tek abdestle bes vakit namaz kılmak için iki büklüm kıvranır tufalete gitmeyiz ! Çayı, çay tabagına döküp içeriz ! Geçirdigimiz bir trafik kazasından sonra kanlar içinde çıkıp, çarpılmış arabamıza üzülürüz ! Tüp kaçırıyor mu, kaçırmıyor mu diye kibrit yakıp kontrol ederiz ! BİZ BABADAN BÖYLE GÖRDÜK .....................................! SADECE ESPİRİ AMAÇLIDIR KİMSE ALINMASIN ARKADAŞLAR AMA BİZ ERKEKLER BÖYLEYİZ YANİ ...
1 day ago
|
|
|
KADER ...wrote:
YA RASULLALLAH
GÖNLÜMÜZÜ, BİR KUŞ YAVRUSU GİBİ, ŞEVKAT KANATLARININ ALTINA KOYSAK, ALIRMISIN? DUAMIZI, BİR SÜT GİBİ, BEREKETLİ DUANA KATARMISIN? BİZİ SIRATTAN DÜŞÜYOR GÖRSEN, ŞU GÜNAHKARLAR, BENİM ÜMMETİMDENDİR DİYEREK ELİMİZDEN TUTARMISIN? İNŞALLAH ELİNDEN TUTULANLARDAN OLURUZ.(hayırlı cumalar dualada bularda buluşmak dilegıyle 3 gün önce
1 day ago
|
|
|
günaydın arkadaşım hayırlı sabahlar diliyorum ... Rahman iman nimetinde daim kılsın… İman hizmetinde istihdam eylesin… Hamd ve şükürle geçireceğimiz ömür ihsan eylesin… Hayatımızı ve ölümümüzü hayırlı eylesin… Çekemeyeceğimiz yükleri her iki alemde yüklemesin…Umutlarımızı her daim taze kılsın…Sabahın soluğuna, baharın neşesine kısa zamanda eriştirsin inşaallah. Aczimizi ve fakrımızı şefaatçi kılıyoruz Ya Rahman, bizi Rahmet nazarınla muamele eyle… slm ve dua ile aeo
1 day ago
|
|
|
ღ°•.♥.•°ღнüzüηwrote:
Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ♥۩۞۩Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ♥۩۞Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ♥۩Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ♥۩۞۩Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ♥۩۞Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ♥۩۞۩Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄ƷGÜNAYDIN ARKADAŞIMƸ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ♥۩۞۩Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ
Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ♥۩۞۩Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ♥۩۞Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ♥۩Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ♥۩۞۩Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ♥۩۞Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ "Dostluk deyince şu sözler gelir aklıma dünyanın en fakiri kim dendiği zaman dostu olmayandır derim rabbim herkuluna güzel dostluklar nasip etsin. güzel bir hafta dilerim yüzünden gülücülkler eksilmesin arkadaşım Allaha emanet olun.sevgi ve saygılarımla.selam ve dua ile... Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ♥۩۞۩Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ♥۩۞Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ♥۩Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ♥۩۞۩Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ♥۩۞Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ♥۩Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ
1 day ago
|
|
|
berivanwrote:
Her zaman böyle bir namaz kılabiliyormuyuz
Hâtem-i Zâhid (k.s.)hazretleri Âsım İbn-i Yûsuf hazretlerinin yanına geldiğinde Âsım (kuddise sırruh) ona sordu: -Ey Hâtem namaz kılmayı güzel becerebiliyor musun? O da 'Evet'deyince, Âsım (k.s.): -Peki, nasıl kılıyorsun? diye sordu. Hâtem-i Zâhid hazretleri başladı anlatmaya: -Namaz vakti yaklaştığında abdestimi sünnet üzere tazeliyorum ve namaz kılacağım yere dikiliyorum. Tâ ki her uzvum yerleşiyor. Sonra Kâbe'yi iki kaşımın arasında, Makâm-ı İbrahimi göğsümün hizasında, Allah Teâlâ'yı mekândan münezzeh (pâk ve uzak) olduğu halde başımda hâzır ve kalbimdeki her şeyi bilir halde görüyorum. Sanki ayağım sırat köprüsünün üzerinde; cennet sağımda, cehennem solumda, ölüm meleğini de arkamda hissediyorum ve kılacağım namazın son namazım olduğunu düşünüyorum. Sonra ihsan ile (Mevlâ'yı görür gibi) iftitah tekbirini tekbirini alıyorum, tefekkürle okuyorum, tevâzû ile rükûa eğiliyorum, tazarrû ile secdeye kapanıyorum. Sonra tamamıyla oturuyor, ümitle teşehhütte bulunuyor ve sünnet üzere selâm veriyorum. Sonra da o namazı ihlâsa teslim ediyor, korkuyla ümit arasında kalkıyorum ve bu hâl üzere sabra devam ediyorum. Bunu duyan Âsam hazretleri: -Ey Hâtem!Senin namazın böylemi? diye sordu. O da: - Evet otuz senedir böyle namaz kılıyorum! deyince Âsım hazretleri ağlayarak şunları söyledi: -Ben daha bu zamana kadar hiç böyle bir namaz kılamadım >>>AVRUPA<<<
1 day ago
|
|
|
celal akcanwrote:
S.A.
İYİ GECELER. İYİ BİR HAFTA GECİRMENİZ DİLEYİYLE. HOŞCA KALIN. RABBİME EMANET OLUN İNŞ))))))))))))))) Teslim oldum Âlemlerin Rabbi'ne!… “(İbrahim) dedi ki: «Ben Âlemlerin Rabbi'ne teslim oldum»” (Bakara Sûresi, 131) Dün gece ansızın çıkıverdi karşıma… Ben de fırsat bu fırsattır deyip sormaya başladım sorularımı gafilâne. Soru sorulmaması gereken bir makamla muhatab olduğumu düşünmeden… Dedim ki: “-Âh teslimiyet! Kaf Dağı'nın ardında mı, karlı dağların zirvesinde misin? Yoksa bir Zümrüdüanka mısın? Söyle nesin, neredesin ki, seni bulmak bu kadar zor, elde tutmaksa sıratta yürümek misali…” Önce bir derin süzdü beni. Maksadı yoklamaktı kalbimir; Belli ki, anlayacak olana söylerdi kavlini… Baktı, baktı… Sonunda söze başladı. Bilmem ki Mevlânâ misali söyleyeceğinin kaçta birini söyledi ve bilmem dinleyen, söyleyenin kaçta birini anladı. Yine de, anladığını anlatmaksa vazife, ben nakledeyim, siz de dinleyin anladığımı… Kalbime işleyen nazarlarının eşliğinde başladı söze: “-Evlâdım…” dedi. “Benim yaşadığım yer, buralardan çok uzakta. Adına Rıza Ülkesi derler. Orada söz yoktur, kalpler konuşur. Suâl yoktur, başlar eğilir. Cedel yoktur, baktığın her yer Harem'dir. Orada kimse incitmez ve incinmez. O ülkenin sultanı Muhammed Mustafâ -sallallâhu aleyhi ve sellem-'dir. Yanında İbrahim ve İsmail -aleyhümesselâm- vardır, yani benim ceddim… Evlât, gözlerin bu ülkeye vâsıl olmak için yüreğinin kıvılcımlandığını haber vermekte… Başlangıç için güzel… Lâkin önce bilmen gereken mühim şeyler var. Bu ülke -dedim ya- çok uzaklarda… Yol çetin… Aşman gereken nice karlı dağlar, derin sular, yarıcı dikenler, fırtınalı mevsimler var. Bunların yanında ins ve cin şeytanları; daha beteri de senden hiç ayrılmayan nefs canavarı var. İmdi bütün bunları bile bile kabul ediyor musun yola çıkmayı? Yani demem o ki, yolun başı da «eslemtü/teslim oldum» demekle başlar. Teslim oluyor musun, karşına çıkabilecek her meçhûle, daha doğrusu onu İhsan Eden'e?” Cümlesi bittiğinde, teslimiyetin cevap bekleyen nazarları yine kalbimin derinliklerinde dolaşıyordu. Cevabı dudaklarımdan değil, kalbimden alacaktı. Öyle ya! Onun ülkesinde söz yoktu, kalbler konuşurdu. Gelelim bana… Kalb okuyucusunun karşısında ne söz söylenebilirdi ki? Zaten söylemek istesem de, söz bulamazdım bu suâl karşısında…Hayatı boyunca «eslemtü» dememiş, gönderilen hiçbir ilâhî ikramı tebessümle misafir etmemiş, semaya başını kaldırıp «üf», «of»lardan başka bir söz söylememiş, dili söylemediği yerde de kalbi isyanlarını haykırmış bir âsî olarak, ne dilimin kımıldamaya mecali, ne de kalbimin bakılacak hâli vardı. Bu yüzden, yüzümden başka kalbim kızarmıştı. Utanç içinde, başım önde eğik okunmayı bekledim. Ve o sırada konuştu teslimiyet! .. Benim sözsüz cevabımı anlıyor, fakat benim sükûtu anlayamayacağımı da bildiği için -rıza ülkesinin sâkini değilim, zira- zahmet buyurup sözcükleri kullanıyordu: “-Görüyorum ki derya gibi olan acziyetinden bir damlacık olsun tatmak sana lütfedilmiş. Lâkin öylesine bidayettesin ki, kibrin tevazuunu fersah fersah aşmış. Yine de bu yol, rahmet-i ilâhî ile doludur. Senin gibiler de kapıdan döndürülmez. Madem bir lütf-i ilâhî olarak verilmiş kalbine azim, o hâlde yola koyulmak sana, kabul etmek de bize düşer.” Teslimiyet, sözünü bitirdiğinde, bana da yüzümü yerden kaldıracak can bahşedilmişti. Karşımda ruhumu okşayan bir tebessümle duruyordu. Bakışlarından aldığım cesaretle, biraz da endişeyle sordum: “-Peki efendim, bu yolculukta yalnız mı olacağım? Bir yârenim olup yardım etmeyecek mi bana? “Sordum, ama sorar sormaz pişman oldum. Daha yola çıkmadan teslimiyetimi bozmuş, ilk adımda sorulara başlamıştım. Hemen kalbime döndüm, onu konuşturdum. Sözsüzce: “-Affedin! ..” dedim. “Hamlığıma verin. Zaten ham olmasaydım, şu an buralarda olur muydum? Rıza ülkesinin sonsuz semalarına kanat açmış, öteleri temâşâ ediyor olurdum. Pişmek için, olmak için çıkıyorum ya bu yolculuğa, affedin ne olur! ..” Duydu af dilenişimi ve:“-Peki…” dedi. “Ama unutma, soru sorma hakkın sınırsız değil. Yoldaşının Hızır olduğunu bil de, Mûsâ -aleyhisselâm-'ın üç sorudan sonra yalnız bırakıldığını hatırla. Bu yolda, soruların haddini aştığında ceza alır, hattâ başa bile döndürülebilirsin.Bu sebeple daima, ceddim İbrahim -aleyhisselâm-'ın nârın yanıbaşında kaderinin tahakkukunu beklerken, bana nasıl sımsıkı sarıldığını hatırla! .. Boğazına bıçak dayanmış hâlde, beni gönlünden hiç eksik etmeyen İsmail -aleyhisselâm-'ı hatırla! Her şeyden öte, hayatı boyunca kalbinden «eslemtü»'den başka bir şey geçmemiş, darlıkta ve bollukta, rızânın son haddini yaşamış olan, rıza ülkesinin padişahı, o Güzel'i hatırla!Eğer ayakların hep O'nun izine basarsa, gözün de, gönlün de yoldan kaymaz. En sarp kayalıkları, nicelerini alabora eden o tufanları hep O'nunla aşarsın. Sallallâhu aleyhi ve sellem… Sözün kısası evlât, ben derim ki; başka yâren arama. Dost olarak Rabbin, yâren olarak da azîz Peygamberin kâfidir.Kur'ân-ı Kerîm'de sorar Cenab-ı Hak:«Allah kuluna kâfi değil midir? » Ne cevap verilir bu soruya? Haydi, şimdi niyetini sağlam, azmini ziyade eyle de düş yola Allah'ın izniyle… O'nun izniyle yürü, O'nun izniyle var, varacağın yere inşallah. Benim sözüm bu kadar. Haydi, kal teslimiyetle…” Diyeceğini deyip geldiği gibi esrarlı bir hâlde gözden kayboldu teslimiyet. Artık onu: “Âh teslimiyet! ” yazılı levhalardan okumaktan vazgeçip, yüreğime yazmalı, hattâ kazımalıydım.Evet… Dediği doğruydu. Teslimiyetin de, rızanın da pâdişahı, Rasûller Sultanı'ydı. Her derdin dermanı O, her kilidin anahtarı O, yârenim, yoldaşım, duâcım hep O -sallallâhu aleyhi ve sellem-… Âh bir öğrenebilsem O'na dost olabilmeyi, Rabbim! .. O zaman önümdeki çile dağları dümdüz olur; nehirler yola, kışlar bahara, dikenler güle dönerdi. Bir öğrenebilsem ey teslimiyetin Padişahı; “Teslim oldum Âlemlerin Rabbi'ne! ..” demeyi… Lutfeyle Rabbim, kerem eyle, dilime de, kalbime de Sen öğret ey Âlemlerin Rabbi! Sen'i benden, beni Sen;den ayırma, ey kimsesizlerin yâreni! SLM VE DUA İLE KALIN İNŞ.....
2 days ago
|
|
|
ღ°•.♥.•°ღнüzüηwrote:
ஜ°°ஜ°° ஜ°° ஜ°° ஜ°° ஜ°° ஜ°° ஜ°°ஜ°°
iyi akşamlar arkadaşım selam ve dua ile.. ஜ°°ஜ°° ஜ°° ஜ°° ஜ°° ஜ°° ஜ°° ஜ°°ஜ°° Gönüllerde olmuş sevgi umut Kalplerin fethinin sırrıdır sevgi mana Sevgi soyut, sevgi somut Gönlün kapsının anahtarı sevgi Sevgi mutluluk, sevgi insanlık Sevgi gizem, sevgi gözle bakış Sevgi dokunan gönülde nakış Gönüllerin açılış kapısıdır sevgi Sevgi kısmettir, sevgi selamet Sevgi devlettir, sevgi servet Sevgi gönülden gönüle sohbet Ömrün manası tuzu biberi sevgi Sevgi insanların doğan güneşi Sevgi gönüllerin de fildişi kulesi Sevgi akan çeşmenin içilen tası Gönül okyanusun suyudur sevgi teşekkür ederim güzel yorumlarınız için değerli arkadaşım..
2 days ago
|
|
|
KUTSAL ADAM ™wrote:
AŞK İNTİHARLARI...
============= İnsanları anlamıyorum... Bunu söyleyen; o kadar çok insanın olması da, tuhaf zaten... Ben; sadece bir konuda, anlamıyorum insanları... Aşk arıyorlar... Herkes, hayatının aşkını arıyor... Gördükleri ve yeni tanıdıkları her insanda, hayallerinin erkeğini yada kadınını arıyorlar... Gözlerinde; sanki bir aşk pusulası, öylece etrafa bakıyorlar.. İnternet'te arıyorlar, çevrelerinde ve gittikleri yerlerde arıyorlar... Beklemiyorlar, sabretmiyorlar, çile çekmiyorlar ve uğraşmıyorlar... Hoşlanmadan, sevmekten ve sevilmekten kaynaklanan sevgi taneciklerine emek vermiyorlar... Bilmiyorlar mı ki? Sevginin, aşk'tan daha değerli ve daim olduğunu! Aşk'ın güzelde olsa; bir maceradan ibaret olduğunu ve aşıkların sadece, masallarda sonsuzluğa ulaştığını! Geçmişte bir ara, bende öyleydim; ama Allah'a çok şükür ki, kurtuldum bu yanılsamanın azabından... Tükenmez bir hırsla; yeniye ulaşma sevdasına benzer, çaresiz ve körükörüne bir umutla devam ediyorlar aramaya... Sonra; boşuna çırpınışlarını, hayal kırıklıklarını ve aşk beklentilerini salıyorlar; aşk İntiharlarına... Bilmiyorum? Tuhaflık onlarda mı? Yoksa; bende mi? Benim gibi düşünen, insanlarda var mı? Bir gecelik ilişkilerde avutuyorlar kendilerini ve bir gecelik aşklarda... Anlık hazlara, saklıyorlar gölgelerini... Bilmiyorum, artık? O kısacık yoğunlaşmadan sonra, o muhteşemde olsa geçici yoğunlaşmadan sonra; gözlerde anlam bulmuyorsa tenlere karışmış terler, neye yarar biraz sonra geçicek titremeler için... ========================= Osman YALÇINKAYA ========================= http://www.kutsaladam.tk ========================= http://www.kutsaladam.co.cc ========================= http://www.kutsaladam.spaces.live.com =========================
2 days ago
|
|
|
Dj Çapkinowrote:
Bir damlacık sudan
nasıl yaratıldığını fark etmeli. Anne karnına sığarken dünyaya neden sığmadığını ve en sonunda bir metre karelik yere nasıl sığmak zorunda kalacağını fark etmeli. Şu çok geniş görünen dünyanın, ahirete nispetle anne karnı gibi olduğunu fark etmeli. Henüz bebekken Dünya benim! dercesine avuçlarının sımsıkı kapalı olduğunu, ölürken de aynı avuçların her şeyi bırakıp gidiyorum işte! dercesine apaçık kaldığını ve kefenin cebinin bulunmadığını fark etmeli. Baskın yeteneğini fark etmeli sonra. Azrailin her an sürpriz yapabileceğini, nasıl yaşarsa öyle öleceğini fark etmeli insan. Hayvanların yolda, kaldırımda, çöplükte ama kendisinin güzel hazırlanmış mükellef bir sofrada yemek yediğini fark etmeli. Yaratılmışların en güzeli olduğunu fark etmeli ve ona göre yaşamalı. Gülün hemen dibindeki dikeni dikenin hemen yanı başındaki gülü fark etmeli. Evinde kedi, köpek beslediği halde çocuk sahibi olmaktan korkmanın mantıksızlığını fark etmeli. Eşine seni çok seviyorum! demenin mutluluk yolundaki müthiş gücünü fark etmeli. Dolabında asılı 25 gömleğinin sadece üçünü giydiğini ama arka sokaktaki komşusunun o beğenilmeyen gömleklere muhtaç olduğunu fark etmeli. Zenginliğin ve bereketin sofradayken önünde biriken ekmek kırıntılarını yemekte gizlendiğini fark etmeli. Annesinden doğarken tertemiz teslim aldığı gırtlağını ve aşırı beslenme yüzünden sarkan göbeğini fark etmeli. Fark etmeliyiz çok geç olmadan… Ömür dediğin üç gündür, dün geldi geçti yarın meçhuldür… O halde ömür dediğin bir gündür, o da bugündür…
2 days ago
|